The Name of the Rose Türkçe Altyazılı

İtalya’nın kuzeyindeki bir kilise, gerçekleşen vahşi bir cinayetle karışmıştır. Çalışkan ve saygın bir rahip olan William, genç çömezi Adso ile birlikte araştırma yapmak üzere bölgeye gönderilir.

Kilisedeki rahipler, cinayetin şeytanın işi olduğuna ve kilisenin lanetlendiğine inanmaktadırlar. Cinayetlerin devamı gelince, bu inanış giderek güçlenir. William, yaptığı araştırmalar sonucunda, limon suyuyla parşömene yazılmış gizli bir not bulur. Notta, uğruna cinayetler işlenebilecek bir kitaptan bahsedilmektedir.

Gülün Adı – Der Name der Rose (1986) Filmini Türkçe TR Altyazılı Divx (hd) Yüksek Kalitede Online İzliyorsunuz

TR Altyazılı (selfservis)

Self Servis Video özelliğini kullanarak bu videoyu divx kalitesinde yüksek hızda takılmadan izleyebilirsiniz.

Self servis video uygulamasını ilk defa kullanıyorsanız lütfen bu sayfayı okumadan video çalışmıyor diye yazmayınız.

Popüler Aramalar

  • the name of the rose izle
  • name of the rose izle
  • gülün adı hd izle
  • the name of the rose altyazılı izle
  • gülün adı tek link indir
  • gülün adı altyazılı izle
  • gülün adı indir tek link
  • gülün adı tek link
  • the name of rose izle
  • gülün adı izle hd

Yorumlar

  • http://disqus.com/toprakk/ toprak

    güzel olan çok film sayılabilir belki ama izlenmesi gerekir denebilecek nitelikte fazla film bulamazsınız. bu film, izlenmesi gereken bir film.

    orta çağ karanlığındaki hristiyan alemini, o zamanda avrupada “kadına, mantığa, ilme, dine” karşı var olan bakış açısını, düşündürücü nitelikte ortaya koyarken, insanı sıkmayacak şekilde de bir olay örgüsü ile süslenmiş. bana göre değeri “tarihsel bir kaynak” olarak kabul edilebilecek olması. fakat bunun yanında, sadece olay örgüsü, neden-sonuç ilişkilieri ve müziği göz önünde bulundurursak -özellikle çekildiği yıl nedeniyle- gizem türünün en iyi örneklerinden biri.

    filmi izlerken çok nokta dikkatimi çekti ama “ilim-kibir ilişkisine” ve “cinselliğe” bakış açısı gerçekten yorumlamaya değer.

    “çok bilgelikte çok acı vardır ve bilgisini artıran acısını da artırır.” bu söze kısmen katılıyorum. (sanırım incildendi..) gerçekten bilgelikte acı vardır. bilinçli öğrenilen ilim inanılmaz bir meşakket ve “yaşama geçirme” sorumluluğunu beraberinde getirir. fakat ondan daha fazla da “huzur” taşır içinde. şöyle söylenebilir belki. öğrenmeye başladığınızda başınız döner, acı çekersiniz, dimdik bir yokuşa tırmanırken ayaklarınıza dolanır dikenler ama yamacı geçinde eğim azalır, git gite azalır, önce dikenlerin arasında güller, sonra çiçek bahçeleri karşılamaya başlar sizi..

    cinselliğin yalın, addan, cinsten, sözden hatta “şehvetten” uzak bir halini ve tam zıt şekilde “en uç” ve çoğunlukla çirkin kabul edilen ikinci halini işlerken senaryo; bunun açıklamasını da yapıyor film:

    “beden doğaya uygun olarak da tahrik olabilir ona aykırı olarak da” diyerek.

    ayrıca aşk-saplantı üzerine söyledikleri de dikkate değer oldukça..

    dikkatle izlendiğinde birbiriyle bağlantılı ve düşündürücü nice ayrıntılara ve bütünlere rastlamak mümkün..

    son olarak şu cümleyi ekleme gereği duyuyorum;

    “esriyerek hayal görme ile günahkar delilik arasındaki adım çok kısa”

  • toprak

    güzel olan çok film sayılabilir belki ama izlenmesi gerekir denebilecek nitelikte fazla film bulamazsınız. bu film, izlenmesi gereken bir film.

    orta çağ karanlığındaki hristiyan alemini, o zamanda avrupada “kadına, mantığa, ilme, dine” karşı var olan bakış açısını, düşündürücü nitelikte ortaya koyarken, insanı sıkmayacak şekilde de bir olay örgüsü ile süslenmiş. bana göre değeri “tarihsel bir kaynak” olarak kabul edilebilecek olması. fakat bunun yanında, sadece olay örgüsü, neden-sonuç ilişkilieri ve müziği göz önünde bulundurursak -özellikle çekildiği yıl nedeniyle- gizem türünün en iyi örneklerinden biri.

    filmi izlerken çok nokta dikkatimi çekti ama “ilim-kibir ilişkisine” ve “cinselliğe” bakış açısı gerçekten yorumlamaya değer.

    “çok bilgelikte çok acı vardır ve bilgisini artıran acısını da artırır.” bu söze kısmen katılıyorum. (sanırım incildendi..) gerçekten bilgelikte acı vardır. bilinçli öğrenilen ilim inanılmaz bir meşakket ve “yaşama geçirme” sorumluluğunu beraberinde getirir. fakat ondan daha fazla da “huzur” taşır içinde. şöyle söylenebilir belki. öğrenmeye başladığınızda başınız döner, acı çekersiniz, dimdik bir yokuşa tırmanırken ayaklarınıza dolanır dikenler ama yamacı geçinde eğim azalır, git gite azalır, önce dikenlerin arasında güller, sonra çiçek bahçeleri karşılamaya başlar sizi..

    cinselliğin yalın, addan, cinsten, sözden hatta “şehvetten” uzak bir halini ve tam zıt şekilde “en uç” ve çoğunlukla çirkin kabul edilen ikinci halini işlerken senaryo; bunun açıklamasını da yapıyor film:

    “beden doğaya uygun olarak da tahrik olabilir ona aykırı olarak da” diyerek.

    ayrıca aşk-saplantı üzerine söyledikleri de dikkate değer oldukça..

    dikkatle izlendiğinde birbiriyle bağlantılı ve düşündürücü nice ayrıntılara ve bütünlere rastlamak mümkün..

    son olarak şu cümleyi ekleme gereği duyuyorum;

    “esriyerek hayal görme ile günahkar delilik arasındaki adım çok kısa”