Düşüş – The Fall Türkçe Dublaj & Altyazılı

Yönetmenliğini Tarsem Singh’in yaptığı filmin çekimleri 18 farklı ülkede, 26 farklı gerçek mekanda ve hiç özel efekt kullanılmadan gerçekleştirildi. Titiz bir yönetmenlk sergileyen Singh filmin çekim ve prodüksiyon aşamasını 4 yılda bitirebildi ve ilk geniş gösterimi ancak 2008′de yapabildi. Berlin Film Festivali’nden de ödülle dönen The Fall filmi ülkemizde de If Istanbul kapsamında gösterildi.
Film sakat bir adam ile küçük bir kızın bir hastanede yaşadıkları olağandışı aşk hikâyesini anlatıyor.

Düşüş – The Fall (2006) Filmini Türkçe TR Dublaj & Altyazılı Divx (hd) Yüksek Kalitede Online İzliyorsunuz

Popüler Aramalar

  • the fall altyazılı izle
  • the fall izle
  • the fall hd izle
  • the fall izle altyazılı
  • the fall izle hd
  • the fall altyazı izle
  • the fall türkçe dublaj indir
  • the fall hd altyazılı izle
  • the fall izle hd altyazılı
  • düşüş altyazılı izle

Yorumlar

  • berceste

    insanın hayal dünyasının ne kadarda geniş olabileceğini… mutlu ederken mutlu olmayı başarmanın, farkında olmadan bunun için yaşamanın gerektiğini anlayan bir adamın ve onu hayata bağlayan, bağlarken hayata tutunan küçük bir kızın öyküsü… Farkına varmak, tebessüm etmek için izleyin …

  • berceste

    insanın hayal dünyasının ne kadarda geniş olabileceğini… mutlu ederken mutlu olmayı başarmanın, farkında olmadan bunun için yaşamanın gerektiğini anlayan bir adamın ve onu hayata bağlayan, bağlarken hayata tutunan küçük bir kızın öyküsü… Farkına varmak, tebessüm etmek için izleyin …

  • Kuzey

    Yani filmin 1 saatine zor geldim.Ama oraya gelmişken braz daha katlanarak filmi bitrmek istedim.Tamamen zaman kaybı.Degerli zamanınızı baska filmde degerlendirin..Tamamıyle cocuklara yönelik bir film..

  • Kuzey

    Yani filmin 1 saatine zor geldim.Ama oraya gelmişken braz daha katlanarak filmi bitrmek istedim.Tamamen zaman kaybı.Degerli zamanınızı baska filmde degerlendirin..Tamamıyle cocuklara yönelik bir film..

  • http://disqus.com/toprakk/ toprak

    kuzey adlı kullanıcı sanırım yanlış filmin altına yapmış yorumunu (!) çocuklara yönelik derken?

    benim izlediğim film klasik niteliğinde, müthiş ayrıntılarla bezenmiş, harika bir senaryoya ve oyunculuğa sahip, yönetmenin bazı sahnelerde kendini aştığı gayet keyifli, gayet hüzünlü, gayet kendini izleten bir filmdi..

    bir kere film daha başlarken görselliğiyle konuşuyor..

    kapı deliğinden sızan ışıktaki gölgeler falan var sonra..

    kızın düşüş sahnesinde bacak göndermeleri..

    adamın okların üzerinde can veriş sahnesi falan.. oldukça orijinal fikirlerle dolu bir film..

    fantastic film’den hiç haz etmem. bu filmde ise fantastic kısımlar öyle güzel geçişlerle ve absürd olmayan karakterlerle verilmiş ki gayet keyifle izlettirdi kendisini.. mesele hayalleri anlatmak olunca, başkasının hayalini “anlatış ya da anlatamayış” şeklini, kısır kalışını sevmem.. o açıdan bakınca kostümler olsun, mekanlar olsun daha ihtişamlı, daha çarpıcı olabilirdi belki ama filmin bütçesini bilmiyorum, bu haliyle de kabul gördü bende..

    şu söz de replik dünyamızda yerini aldı;

    “ne tuhaf bir dünya bu. önce aşık oluyorsun sonra binlerce kez öldürmek istiyorsun”

    günümüz düzenine yenik düşen, sahte aşkların, sahte aşıklarının; sakat kalıp özgürlük için beklemesi gereken sevgililerini aldatışlarının hikayesi bir yerde de..

    david fincher & spike jonze present.. kısmına ise hiç deyinmiyorum :) onu bilenler bilir zaten :)

  • toprak

    kuzey adlı kullanıcı sanırım yanlış filmin altına yapmış yorumunu (!) çocuklara yönelik derken?

    benim izlediğim film klasik niteliğinde, müthiş ayrıntılarla bezenmiş, harika bir senaryoya ve oyunculuğa sahip, yönetmenin bazı sahnelerde kendini aştığı gayet keyifli, gayet hüzünlü, gayet kendini izleten bir filmdi..

    bir kere film daha başlarken görselliğiyle konuşuyor..

    kapı deliğinden sızan ışıktaki gölgeler falan var sonra..

    kızın düşüş sahnesinde bacak göndermeleri..

    adamın okların üzerinde can veriş sahnesi falan.. oldukça orijinal fikirlerle dolu bir film..

    fantastic film’den hiç haz etmem. bu filmde ise fantastic kısımlar öyle güzel geçişlerle ve absürd olmayan karakterlerle verilmiş ki gayet keyifle izlettirdi kendisini.. mesele hayalleri anlatmak olunca, başkasının hayalini “anlatış ya da anlatamayış” şeklini, kısır kalışını sevmem.. o açıdan bakınca kostümler olsun, mekanlar olsun daha ihtişamlı, daha çarpıcı olabilirdi belki ama filmin bütçesini bilmiyorum, bu haliyle de kabul gördü bende..

    şu söz de replik dünyamızda yerini aldı;

    “ne tuhaf bir dünya bu. önce aşık oluyorsun sonra binlerce kez öldürmek istiyorsun”

    günümüz düzenine yenik düşen, sahte aşkların, sahte aşıklarının; sakat kalıp özgürlük için beklemesi gereken sevgililerini aldatışlarının hikayesi bir yerde de..

    david fincher & spike jonze present.. kısmına ise hiç deyinmiyorum :) onu bilenler bilir zaten :)

  • siir_gibi

    Film sanattır dedirtiyor The Fall. Görsellik üst düzey. Görüntülerin içinde kayboluyorsunuz. Işık , renk muhteşem.Ve bu kadar düşsel ve görsel zenginliğin içinde 2 hayat. Ve dünya şekeri bir küçük kız. Bir masal…Gerçekleri masala sığdırmaya çalışan bir genç. Aslında gerçeği küçük bir kızdan öğrenen bir genç.Final etkileyici. Tüm sahneler içinde küçük kızın düşüşünden sonraki küçük şekerin gözünden hayalgücü ile anlatılan tıbbi müdahale sahneleri çok iyiydi. Dikkatle izlememe rağmen kaçırdığım bir şeyler olduğunu hissediyorum. Bir daha izlemeli kesinlikle.

  • siir_gibi

    Film sanattır dedirtiyor The Fall. Görsellik üst düzey. Görüntülerin içinde kayboluyorsunuz. Işık , renk muhteşem.Ve bu kadar düşsel ve görsel zenginliğin içinde 2 hayat. Ve dünya şekeri bir küçük kız. Bir masal…Gerçekleri masala sığdırmaya çalışan bir genç. Aslında gerçeği küçük bir kızdan öğrenen bir genç.Final etkileyici. Tüm sahneler içinde küçük kızın düşüşünden sonraki küçük şekerin gözünden hayalgücü ile anlatılan tıbbi müdahale sahneleri çok iyiydi. Dikkatle izlememe rağmen kaçırdığım bir şeyler olduğunu hissediyorum. Bir daha izlemeli kesinlikle.

  • Anonim

    Bu filmde kullanılan mekanların her biri birbirinden bağımsızdır. Ve farklı ülkelerde çekim yapılmıştır. Film izlerken bir anlamda Foucault’nun “Şimdinin imkânsızlığı” üzerine de düşünülebilir. Çünkü her mekânın farklı olduğunu bilip aslında “bir” olması özünde bir çatışmadır. Herkese bu filmi hakkını vererek izlemeyi öneriyorum.

    Bu arada Sayın Kuzey çocuk filmi demiş. Cidden ilginç bir yorumdu :)